24 Mayıs 2013 Cuma

Սևան Նշանյանը միայնակ չէ

Սևան Նաշանյանը մեղադրվելով Իսլամական  առասպելաբանությունը մահմեդականների նման չմեկնաբանելու մեջ   դատապարտվել է 13, 5 ամիս ազատազրկման: «Օմեր Խայյամ» բանաստեղծության պատճառով Ֆազըլ Սայի  ազատազրկումից հետո, այս անգամ էլ գրող, լեզվաբան, հետազոտող Նշանյանի ձերբակալությունը ցույց է տալիս, որ Թուրքիայում սուննի իսլամական անհանդուրժողականությունը ոչ միայն տարածված է այլև պետական մակարդակով վերածվել է պաշտոնական դիրքորոշման:  Շվեցարիայում սիրիացիների հետ  հանդիպման ընթացքում, Շվեցարիայի խորհրդարանի կողմից  ցեղասպանության  վերաբերյալ որոշման կապակցությամբ նախարար Բաղըշի  անհարգալից վերաբերմունքն ու արված արտահայտությունները ևս հարկ է ներառել այս շրջանակներում:   Բացի այդ վերջին օրերին դատապարտվել և անազատության մեջ են գտնվում   Ձերբակալված Լրագրողների  Աջակցության կենտրոնի(TGDP)  ներկայացուցիչ Նեջաթի Աբայը՝  11 տարի  3 ամիս, Ազադիյե Վելաթ թերթի նախկին պատասխանատու ընդհանուր խմբագիր Իբրահիմ Գյուվենչը՝ 10 տարի 3 ամիս 22 օր պատժաժամկետով: Սա պետք է համարել խոսքի ազատության տեսանկյունից նոր սահմանափակումների  կանխանշաններ:
Ինչպես մենք հասկանում ենք  «Հյուրիյեթ»   թերթի 2013 մայիսի  13-ի  համարում Մեհմեդ Յ. Յըլմազի «Մշակույթի նախարարի պատմած  անիկդոտ» վերնագրով հոդվածում, մեջբերելով Օմեր Չելիքին, գրել էր, որ  վարչապետ Ռեջեփ Թայյիթ Էրդողանը, գիտակից  մարդկանց  հետ հանդիպման ընթացքում, աստծուն  զրպարտության դեմ նույնիսկ ես որևէ բան անելու անկարող եմ, ինձ էլ Հիսուսի հայրն ես   ասում, բոլորի ծիծաղն էր շարժել:
Նշանյանը  բացատրում է, որ իսլամի  գաղափարախոսությունը չի պարտավորվում ընդունելու այնպես ինչպես այն ընկալվել է:  Այս տեսակետի պատճառով Թուրքիայի Հանրապետությունը սահմանել է ծայրահեղ մի պատիժ: Այն դեպքում, երբ աշխարհում, միլիոնավոր Քրիստոնյաներին  թե վիրավորելը և  թե  քրիստոնեական գաղափարախոսության խեղաթյուրումը, Սուրբ Երրորդության վերաբերյալ անկիրթ տեսակետների  հայտնումը տեղի է ունենում  գիտակից և բանիմաց  մարդկանց   ներկայությամբ՝  ԱԿՓ կուսակցական նախարարի և նրան նեցուկ կանգնող  Էրդողանի կողմից:  Էրդողանի՝ եզդի, ալեվի, զրադաշտ և նման կրոնների վերաբերյալ ակնհայտ վիրավորանքը ցույց տալիս իսլամի անհանդուրժողականության  ծայրահեղությունը:
Մենք` ներքոհիշյալ ստորագրյալներս,  պահանջում ենք. Որոշումը անհապաղ չեղյալ հայտարարել և նմանօրինակ   ինկվիզիցիոն նոր որոշումներն այլևս բացառել: Նշանյանի համար պահանջում ենք  սահմանադրությամբ  ամրագրված կյանքի և մտքի ազատ արտահայտվելու ազատություն:
Մարդկության՝ մտքի ազատության, կրոնի ազատության և կրոնները քննադատելու  ազատության իրավունքն ի ծնե է:   Իսլամիստական   ահաբեկչության  տարածված  մի ժամանակաշրջանում մենք մեկ անագամ ևս պետք է ցույց տանք, որ  նմանօրինակ  որոշումները ահաբեկիչներին քաջություն  են հաղորդում և  սպառնում են աշխարհի խաղաղությանը:
Պահանջում ենք. աշխարհի ողջ բանական մարդկությանը բարձրացնելու իրենց ձայնը ՝ընդդեմ այս անհեթեթ որոշմանը:  Հայտատարում ենք, որ Սևան Նշանյան, Ֆազըլ Սայ, Նեջաթի Աբայ, Իբրահիմ Գյուվենչ դատապարտված են սոսկ իրենց  արտահայտած մտքերի պատճառով: Մենք նեցուկ ենք կանգնում մեր դատապարտված   ընկերներին: Միացեք մեզ, բարձրացրեք ձեր ձայնը, որովհետև այն խնդիրը, որը կա այստեղ բոլորիս պատիվն է և ապագան:

Իսմաիլ Բեշիքչի
Ֆիքրեթ Բաշքայա
Ալի Նեսան
Սաիթ Չեթինօղլու
Իբրահիմ Սեվեն
Ադնան Խալմա Քուլհան
Աբութ Ջան
Քենան Արազ
Էռոլ Օզքորայ
Ռագըփ Զարաքլու
Ահմեթ Աբաքայ
Աթթիլա Թույգան
Ահմեթ Օնալ
Մուզաֆֆեր Էրդողդու
Արամ Բուդաք
Նադյա Ույգուն
Ռուսթեմ Արյալ
Մուրաթ Քուսեյրի
Սաիթ Էսեր
Ֆիքրի Գյոքսալ
Շաբո Բոյաջը
Կարո Գաբրիելյան
Հիլդա Սըրադաղ
Քերմո Ռեադա
Ռեջեփ Մարաշլը
Հովսեփ Հայրենի
Շաբո Աքգյուլ
Ֆերիթ Ալթընսու
Մուսա Քոնաչ
Բասիմ Ալթունդաղ Բարհե
Սաբրի Յըլդըզ
Սիմոն Բարմանո
Յոհան Մաքայ Ռումե
Սելայ Էրթեմ
Զեյնեթ Թոզդուման
Հաննա Քերքիննի
Տիգրան Էգո

Sevan Nisanyan ist nicht allein!

Wir protestieren gegen die Verurteilung von Sevan Nisanyan.

Sevan Nisanyan wurde für seine von islamischer Darstellung abweichende Interpretation der islamischen Entstehungsmythologie für 13,5 Monaten Haft verurteilt. Ihm wird die „Verunglimpfung der religiösen Werte von Teilen der Bevölkerung“ vorgeworfen. Wochen zuvor wurde auch der international renommierte Komponist Fazil Say, wegen eines Zitat aus dem Gedicht des Dichters Omar Khayyam(1048-1131) zur Haftstrafe verurteilt. Nun auch die Verurteilung des Autors, Philologen und Forschers Sevan Nisanyan belegt uns, das die sunnitisch islamische Intoleranz nicht nur gesellschaftlich salonfähig geworden ist, sondern auch, auf staatliche ebene das Handeln indoktriniert. Auch die schamlose Bezeichnung des türkischen EU-Ministers Egemen Bagis in Schweden, die Anerkennung des Genozids von 1915 durch das Schwedischen Parlament als Masturbation, ist in diesem Kontext zu betrachten.

Die Verurteilung des Vertreters des „Plattform für Solidarität mit inhaftierten Journalisten (TGDP) Necati Abay zur 11 Jahre und 3 Monate, sowie des ehemaligen Redakteurs der Zeitung „Azadiya Welat“ Ibrahim Güvenc zur 10 Jahren und 3 Monate, weist auf, welcher Einschränkung die Meinungsfreiheit in der Türkei unterliegt.

Der Journalist Mehmet Y. Yilmaz schrieb in Hürriyet Ausgabe von 13. Mai 2013 in seiner Kolumne, wie der Kulturminister Ömer Celik in Anwesenheit des Ministerpräsident Erdogan auf eine Expertenrunde für Lösung des Kurdenkonflikts, mit einem spöttischem Witz über die Trinität Gottes für höhnischen Gelächter sorgte. Minister Celik erzählte in Bezug auf Gott „auch ich kann gegen die Verleumdung nicht unternehmen, denn mir sagt man auch ich sei Vater von Jesus".

Sevan Nişanyan yalnız değildir!


Sevan Nişanyan’ın  İslam mitolojisini  İslamcılar gibi yorumlamıyor diye  13, 5  ay   cezaya çarptırılmasını protesto ediyoruz. Ayrıca Fazıl Say’ın Ömer Hayyam şiirinden dolayı cezalandırılmasından sonra,  yazar,  dilci ve araştırmacı  Nişanyan’ın cezalandılması  Türkiye’de Sünni İslam  toleranssızlığının sadece yaygınlaştığını değil devlet kademesinde resmi görüş haline geldiği anlaşılıyor. İsveç'te Süryanilerle bir araya gelen Bakan Bağış’ın İsveç parlamentosunun soykırım kararını  mastürbasyon deme edepsizliğini de bu çerçevede görmek gerekir. Ayrıca  son günlerde Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Temsilcisi Necati Abay 11 yıl 3 ay hapis cezasına, Azadiya Welat gazetesinin eski Yazı İşleri Müdürü İbrahim Güvenç 10 yıl 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırılması, ifade özgürlüğü açısından yeni sınırlamaların işaretlerinden sayılmalıdır.
13 Mayıs 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde, Mehmet Y. Yılmaz’ın Kültür Bakanı’nın anlattığı fıkra başlıklı makalesinden öğrendiğimize göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, akil İnsanlar buluşmasında Kültür bakanı Ömer Çelik’in Tanrıyı kastederek İftiraya ben bile bir şey yapamam, bana da İsa’nın babası diyorlar şeklinde anlattığı fıkra, alaycı gülüşmelere neden olmuştur.
Dünya çapında milyarlarca Hıristiyan’a hem hakaret  hem de Hıristiyan görüşünü tahrif eden ve kutsal üçlü hakkında bu terbiyesiz görüşleri söyleyen AKP'li bakan ve onu destekleyen Erdoğan’ın hem de sözüm ona barış için akil adamlar  toplantısında  bu konuşmaya kimsenin bir şey dememesi Erdoğan’ın Ezidi, Alevi, Zerdüşt ve benzeri dinlere hakareti ortadayken    Nişanyan’ın sadece  ve sadece  İslami mitolojiyi aynen kabul etmek mecburiyetinde olmadığını açıklamasına verilen bu fahiş ceza T”C” de İslami tahammülsüzlüğün şiddetini gösteriyor.
Biz aşağıda imzası olanlar olarak bu kararın derhal kaldırılmasını talep ediyor ve benzeri engizisyon kararlarına yenilerinin eklenmemesini talep ediyoruz. Sevan Nişanyan’a hayat güvencesi verilmesini istiyor ve anayasada yazılı fikir özgürlüğünün tam desteklenmesini talep ediyoruz.
Fikir hürriyet ve din hürriyeti ve bu arada dinleri eleştirme hürriyeti insanların doğuştan hakkidir. İslamcı terörün yaygınlaştığı bir dönemde bu tip kararların ayni zamanda teröristlere cesaret verdiğini  ve dünya barışını tehdit ettiğini bir kez daha belirtiyoruz.
Dünyadaki tüm duyarlı insanları bu  saçma karara karşı seslerini yükseltmelerini talep ediyoruz.
Sevan Nişanyan, Fazıl Say, Necati Abay, İbrahim Güvenç ve düşüncelerinden dolayı baskıya maruz kalan dostlarımıza sahip çıktığımızı ilan ediyoruz. Bize katılın, sesinizi yükseltin, zira orada söz konusu olan hepimizin onuru ve geleceğidir.

İsmail Beşikçi
Fikret Başkaya
Ali Nesin
Sait Çetinoğlu
İbrahim Seven
Adnan Chalma Kulhan
Abut Can
Kenan Araz
Erol Özkoray
Ragıp Zarakolu
Ahmet Abakay
Attila Tuygan
Ahmet Önal
Muzaffer Erdoğdu
Aram Budak
Nadya Uygun
Rüstem Aryal
Murat Kuseyri
Sait Eser
Fikri Göksal
Shabo Boyacı
Garo Kaprielyan
Hilda Sıradağ
Kermo Reada
Recep Maraşlı
Hovsep Hayreni
Shabo Akgül
Ferit Altınsu
Musa Konaç
Basim Altundağ Barhe
Sabri Yıldız
Simon Barmano
Yohan MackayRume
Selay Ertem
Zeynep Tozduman
Hanna Kerkinni
Dikran Ego
Pınar Ömeroğlu
Serdar koçman
Fatima akalın
Mahmut Konuk
Ramazan Gezgin
Sezai Sarıoğlu
A. Aydın Doğan
Güngör Şenkal
Dr. Ali Kılıç 
.....

Destek için İmza Formu İmza Listesi

8 Nisan 2013 Pazartesi

301 kere 301’ suçu işliyoruz!

Temel Demirer, Hrant Dink’in katledilişinin ertesi günü Ankara’daki bir protesto gösterisinde “Hrant Ermeni olduğu için öldürülmediO soykırım gerçekliğini dile getirdiği için katledildi. Buradan haykırıyorum: Bu devlet soykırım suçu işlemiştir. Bu devlet, katildir. Hrant’ın katletmiştir. Susmak bu suça ortak olmaktır. Hepinizi 301 kere 301 suçu işlemeye çağırıyorum…” demiş ve hemen ardından, hakkında TCK’nın 301/2. ve 216. maddelerinden dava açılmıştı.
Altı yıl kadar süren bu dava, Temel ve avukatlarının tüm itirazlarına karşın, üçüncü yargı paketi kapsamında, “sanığın üç yıl boyunca aynı suçu işlememesi” koşuluna bağlanarak ertelendi.
            Temel Demirer’in erteleme kararının alındığı duruşma salonundan çıkar çıkmaz, yargılanmasına yol açan çağrıyı tekrar etmesi üzerine ise, devlet tepki vermekte gecikmedi. Temel hakkında yeniden soruşturma açıldı.
            Bizler bu ülkede “Düşünce ve İfade Suçu” kavramının, egemenlerin elinde, ne zaman kınından çıkartacağına “devletlûlar”ın karar vereceği, her kafası kızdığında sarılacağı bir Demokles Kılıcı, her “tehdit” algısında aba altından gösterilecek bir sopa olarak kullanılmasına “Artık Yeter!” diyoruz.
            Düşünce ve İfade özgürlüğü alt ve üst sınırlarını devleti yönetenlerin keyiflerince çizdikleri bir “lütuf” değil, temel bir insan hakkıdır ve öncelikli olarak da her düzlemde yönetim mekanizmalarını –sertlik ölçüsünü ancak ve yalnızca kullanıcısının belirleyeceği bir üslupla- eleştirme hakkını içerir. Bir başka deyişle, ne yasa koyucunun ne de uygulayıcılarının yönetim aygıtlarına yönelik eleştirileri sınırlandırma yetkisi vardır.
            Bu saptamanın mantıksal uzantısı, devletlerin ifade özgürlüğünü sınırlandırarak “suç”larından kurtulamayacaklarıdır. Temel’i sustursanız dahi, soykırım gerçeği T.C. devletinin er-geç yüzleşmek zorunda kalacağı bir “suç” olarak ortadadır.
            Bu bilinçle, Temel Demirer ile birlikte bizler de haykırıyoruz:

Hrant Ermeni olduğu için öldürülmediO soykırım gerçekliğini dile getirdiği için katledildi. Buradan haykırıyorum: Bu devlet soykırım suçu işlemiştir. Bu devlet, katildir. Hrant’ı katletmiştir. Susmak bu suça ortak olmaktır. Hepinizi 301 kere 301 suçu işlemeye çağırıyorum…”

İsmail Beşikçi, Taner Akçam, Sibel Özbudun, Mustafa Sütlaş, Recep Maraşlı,  Sait Çetinoğlu, Nadya Uygun, Kadir Cangizbay, Mahmut Konuk, Hakan Tahmaz, Şanar Yurdatapan,  Pınar Ömeroğlu, Serdar Koçman, Cemil Gündoğan, Erdal Doğan, Yücel Demirer, Emrah Cilasun, Ceyhan Süvari, Yasin Durak, Cengiz Mendillioğlu, Gül Gökbulut, Ethem Sarıküçük, Ali Gürcan, Zarife Çamalan, Hanna Beth Sawoce, Mehmet Göcekli, İbrahim Seven, Sabri Yıldız, Cemil Konutgan, Zeynep Tozduman, Belgin Oral, Haldun Açıksözlü, Azad Barış, Sezai Temelli, Altan Açıkdilli,  Ayşe Günaysu, Racho Donef, Nurgül Çetinkaya, Ayşe Batumlu, Atilla Kaya, Ayla Yıldırım, Halil Savda, Şiar Rışvanoğlu, İnci Tuğsavul, Doğan Özgüden, Bülent Atamer, Mehmet Özer ...

Destek için İmza Formu İmza Listesi

29 Mart 2013 Cuma

TOPLANTIYA ÇAĞRI


20 Ocak 2007… Hrant’ın alçakça katledilişinin ertesi günü. Ankara Yüksel’de düzenlenen düzenlenen protesto gösterisinde Temel Demirer haykırıyor: “Hrant Ermeni olduğu için öldürülmedi…O soykırım gerçekliğini dile getirdiği için katledildi. Bu devlet soykırım suçu işlemiştir. Bu devlet, katildir. Hrant’ı katletmiştir. Susmak bu suça ortak olmaktır. Hepinizi 301 kere 301 suçu işlemeye çağırıyorum…”
Arkasından, beklenen oluyor. Demirer hakkında TCK 301/2 ve 216’dan dava açılıyor. Gerekçe malum: “Türklüğe hakaret” ve “resmî Türk tarih tezine aykırı sözler” …
 Bilindiği üzere altı yıl süren ve iktidarın 301. maddeye ilişkin palyatif düzenlemeleriyle büsbütün yılan hikayesine dönen dava, sonunda, Demirer’in ve avukatlarının tüm itiraz ve “ya cezalandırma ya da beraat” konusundaki ısrarlarına karşın, üçüncü yargı paketindeki düzenleme gereği “ceza ertelemesi”yle sonuçlandırıldı. “Sanığın aynı suçu üç yıl boyunca işlememesi koşuluyla cezasının ertelenmesi…”
Ancak bu “bağışlayıcı yüce gönüllülük” gösterisi uzun süremeyecekti. Duruşma çıkışında Temel Demirer Adliye binası önünde yaptığı açıklamayla, “suç”una sahip çıkarak T.C. Devleti’nin Ermeni soykırımı yaptığını bir kez daha haykırdı. Yeni soruşturma da gecikmedi…

INVITATION TO MEETING

 
January 20th 2007… The morrow of the ignoble killing of Hrant Dink. Temel Demirer is talking during a demonstration organized in Ankara in protest of the murder: “Hrant was not slain for being an Armenian. He was murdered because he had the courage to talk openly about the Armenian genocide. This state is guilty of genocide. This state is a criminal. It killed Hrant. To be silent is to take part in this crime. I am calling all of you to commit the crime of violating the 301th article of the Turkish penal code…”
What followed is not unexpected. A suit was brought against Demirer with the charge of having violated the articles  301/2 and 216 of the Turkish Penal Code. The charge is well-known: “Insulting Turkishness” and “stating opinion against the official Turkish version of history” …
 As is known, the case which lasted six years, and which has become all the more complicated with the palliative rectifications of the party in power, ended in a “conditional postponement of penalty” as was anticipated in the “third package of amendment of the judicial regime”, against all the objections of Demirer and his defenders who were claiming “either condemnation or acquittal”.  The case was suspended with the condition that the culprit refrain from committing the same “crime” for three years!