16 Eylül 2020 Çarşamba

ARAMA YAPMAK... ÇIKIŞ YAPMAK...


Birkaç gün arayla Murat Belge ve Oya Baydar, dil kullanımındaki özensizlikler ve yanlışlar üzerine biriken bazı yakınma ve eleştirilerini yazdılar. Bu gibi konular üzerine daha çok rahmetli Hakkı Devrim titizlenirdi; onu okurdum. Genelde öğretici ve düşündürücü olan bu "dil yâresi" dokunmalarının, tebessüm ettiren titizlenmeleri de çok olurdu.
Murat Belge ve özellikle de Oya Baydar'ın dikkat çektiği önemli konuşma, yazma yanlışları var. Bununla beraber kimi yanlış uyarıları da var. Doğruya yanlış müdahale...
Örnekse "Yapmak, yapmak diyerek dilin içine yapanlar" başlığı altında söylenenler. Doğrusu iki fiili yanyana kullananlara yazılı ve sözlü olarak hiç rastlamadığımı söylemeliyim: Yapmak yapma, içmek içmek, gitmek gitmek gibi...
Oya Baydar'ın verdiği örneklerin hepsi de iki filin birlikte kullanılması değil; bir durum ve eylem tanımı ile bir fiilin tamlama yapması örnekleridir.
Bunlar Türkçenin dil yapısı ve kullanımında olan şeyler:

"İNİŞ YAPMAK"
"ÇIKIŞ YAPMAK"
"ARAMA YAPMAK"
"KONUŞMA YAPMAK"
.....

Bu örneklerde iki fiil yanyana değildir. Birincisi, bir durumu, bir eylem sürecini belirten bir kavramdır; diğeri fiildir.

"Yapmak yapmak"ın yanlış, kulağı tırmalayan, anlamsız kullanımları elbette var ama bu kullanımların tümüyle yanlış olduğu söylenemez.

Tam da Oya hanımın üzerinde durduğu örnek üzerinden gidersek;
"Uçak indi." demek varken neden "Neden uçak iniş yaptı." deniyor. Bu yanlış mı, bir hastalık mı? Asla!
"Uçak indi" ve "uçak iniş yaptı" cümleleri aynı şeyi ifade etmez. Birisi basit bir "inmek" fiilini, diğeri ise "inme ile ilgili birbirini koşullayan bir SÜRECİ ifade eder. Çünkü uçakların "İNİŞ" ve "KALKIŞ"ları tek bir eyleme indirgenemeyecek olan, birçok hazırlık ve fiili barındıran çoklu bir süreçtir.
Uçağın "iniş yaptığını" söylerken, birçok hazırlığın tamamlandığını, birbirine bağlı birçok eylemin başarıyla gerçekleştirilmiş olduğunu anlarız. Yani pilot otomatik olmaktan çıkmış, yolcuların kemerleri bağlanmış, iniş takımları açılmış, uçağın güvenli biçimde alçalabilmesi için gerekli prosedürler uygulanmış, kuleyle konuşulup onay alınmış; pist inişe uygundur ve uygulama sırasında da bunlardan herhangi birinde arıza olmamış ve sonuçta "uçak piste başarıyla inmiş"tir. Demek ki burada "inmek" tüm süreci açıklayan, onun yerine geçen bir fiil olmaktan uzaktır. Doğrusu bir İNİŞ sürecinden bahsetmektir.
Çünkü "uçak iniş yapamaz" da olabilir. Bu da bize iniş sürecindeki yer alan hazırlık ve ya eylemlerden birinin ters gittiğini anlatır.
O halde sürece işaret eden daha geniş "İNİŞ YAPMAK" kavramı varken bunu "İNDİ", "İNMEDİ" fiiline indirgemek, dili asıl fakirleştirmek bu olmaz mı?
Örneğin "ARAMA" ve "ARAMA YAPMAK" aynı şey midir; birbirinin yerine kullanılabilir mi? Bence hayır...
"Filancanın evi arandı." ile "Filancanın evinde arama yapıldı." aynı şeyi anlatmaz.
"Filancanın evi arandı." derken, bundan filancanın evinin adresi bilinmiyordu, nerede olduğu bulunmaya çalışıldı bilgisi de çıkabilir, filancanın evinin içinde aranan bir şeyin bulunup bulunmadığının kontrol edildiği sonucu da çıkar.
Oysa "ARAMA YAPMAK" hem hukuki, hem polisiye yanları olan, birçok ön hazırlığa, birbirini koşullayan eylemlere gerek duyulan bir SÜRECİ anlatır.
Hakim-savcılık veya kolluk kuvvetlerinden bu iş için bir KARAR çıkması; bu kararın icrası için yeterince elamanın hazırlanması; aranacak yerin aramaya hazır hale getirilmesi; aranacak şeyle ilgili uzman kişi veya araçların konumlandırılması vb. birçok hazırlık ve fiil ARAMA YAPMAK kavramının içindedir. "Filanca kişinin evinde arama yapıldı" dendiğinde bütün bunların yerine getirildiği bir SÜRECİN tamamlandığını anlarız. "Arama yapıldı" demek daha açıklayıcı, bilgilendirici bir cümledir.
"Arama yapmak"ı farklı alanlarda da kullanabiliriz.
Örneğin "intertenette aramak" yerine "internet üzerinde arama yapmak" daha açıklayıcı olabilir. "arama" ilgili birçok hazırlık ve fiilin yürütülmüş olduğuna dikkat çeker bu. Eğer "arama yapmak" anlamsız ve gereksiz ise "aramaya kalkmak", "aramaya çalışmak" da gereksiz olur...
Uzatmadan bir başka örnekle "ÇIKIŞ" yapayım.

Cezaevinde tutuklu veya hükümlüler "GÖRÜŞE ÇİKARLAR"...
Evde bir ihtiyacımız olduğunda "ALIŞ VERİŞE ÇIKARIZ"

Örneğin "Yurt dışına çıktı" da diyebiliriz "yurt dışına çıkış yaptı" da diyebiliriz. Fakat bunlar birbirinin yerini tutmazlar. Birisi sadece kesin bir sonuca işaret eder; diğeri ise bir birçok fiil ve koşuldan oluşan sürecin başarıldığını anlatır fakat "ÇIKTI" gibi bir kesinlikten uzaktır, devamında başka süreçlerin varlığını da ima eder.
Pasaportu, bileti, vizesi, bagajları hazırdı; tümünün kontrolünden sorunsuzca geçti; uçağı havalandı (otobüs, tren veya gemi sorunsuzca sınırı geçti)... "Yurt dışına çıkış yaptı" cümlesi tüm bu SÜRECİN başarıyla geçtiğini anlatır. Ama sınırın öbür tarafındaki kabullerle ilgili .bir bilgi vaat etmez.
Çünkü bir de hedefindeki ülkeye, alana, şehre "GİRİŞ YAPMASI" yapması gerekir. Malumunuz, başka bir ülkeye öyle elinizi kolunuzu sallayarak "GİREMEZSİNİZ"... Bir takım hazırlıklardan, aramalardan geçmeniz, bir takım prosedürlerin tamamlanması gerekir; böylece "GİRİŞ YAPMIŞ" olursunuz...
Ve ülkeye GİRİŞ YAPTIKTAN sonra bile "GİRDİ" diye kesin bir bir sonuç vermek için henüz çok erken olduğunu bütün mülteciler bilir...

18 Temmuz 2020 Cumartesi

Tehdit altındaki avukat Şiar Rişvanoğlu’na sahip çıkalım!



Bir cerrahın işini iyi yapabilmesi için, tetkik, teşhis, ameliyat kararı, ameliyat sonrası bakım ve benzeri işler çok önemlidir ama cerrahın insan bedenine şifa kazandırma yolundaki hayati faaliyet ameliyathanede geçer, aleti neşterdir, lazerdir.
Bir müzisyen sanatını bitmek tükenmek bilmeyen egzersizlerle geliştirir, aynı zamanda okur, dinler, öğrenir, ama insanın ruhuna yaşama şevkini sahnede verir, aleti bağlamadır, gitardır, piyanodur, sesidir.
Bir avukat, kanunları, yönetmelikleri, mahkeme zabıtlarını, delilleri incelemek, dünyada ve Türkiye’de insan haklarının korunmasının kurallarını ve koşullarını öğrenmek, müvekkili ile görüşmek, onu cezaevinde ziyaret etmek ve başka bir sürü iş yapmak zorundadır mesleğini iyi icra etmek için. Ama insanın haklarını koruduğu asıl yer duruşma salonudur, kullandığı araç sözüdür.
Avukat Şiar Rişvanoğlu, duruşma salonunda sözünü esirgemediği için, müvekkillerinin bütün haklarını savunduğu için, o hakların ihlal edildiğine dair deliller, karineler, ifadeler, tanıklıklar olduğunda bunları ortaya koyduğu için, devletin gücünü kullanan memurlar bu hakları ihlal etmeye giriştiğinde buna karşı sesini yükselttiği için, kısacası savunma görevini hakkıyla yaptığı için bugün ölümle tehdit ediliyor! İşçilerin, Kürtlerin, ezilen kadınların, gençlerin, bütün mazlumların ve mağdurların bu sosyalist avukatı sesi kesilmekle tehdit ediliyor!
Şiar Rişvanoğlu’nun bürosuna geçtiğimiz günlerde bir tatil günü bir saldırı gerçekleştirildi. Binanın kapısının camları kaldırım taşıyla tuzla buz edildi. Sonra fail ya da failler bir not bırakarak geldikleri gibi gittiler. Bir bilgisayar yazıcısında yazılmış olan o notta şöyle deniyordu: “Şanlı devletimizin emniyet kuvvetleri ile uğraşmaya devam edersen daha başka çok şeylerde parçalanır, dağılır. Ayağını denk al şerefsiz vatan haini!!!!!!”
“Parçalanır” ve “dağılır” fiillerinin ne anlama geldiğini anlamak için dil uzmanı olmaya gerek yok. Bu bir ölüm tehdididir!
“Şanlı devletimizi” koruma görevine kendini tayin etmiş bu “kahramanlar”, elbette tehdit mektubunu imzalamaya cesaret edemiyor. Çünkü devletin böyle korunması kimsenin haddi değildir!
Burada amaç özel bir çıkara yönelik değildir. Faillerin kendi ifadesiyle, “emniyet kuvvetleri”ni korumak için yapılmıştır bu korkunç tehdit. O zaman İçişleri Bakanlığı’nın acil görevi, derhal, kendi yönetimindeki güçleri böylesine haydutça yöntemlerle korumaya girişenlerin kimler olduğunu araştrmak, bulmak ve adalet önüne getirmektir. Bu görev yapılmadıkça, bu ülkede kimse kendini “emniyet”te hissedemez!
Şiar Rişvanoğlu’na yapılan bu saldırı aslında mesleğini hakkıyla icra etmek için çırpınan bütün avukatlara yapılmıştır. Bugün iktidar “çoklu baro” adı altında avukatların meslek örgütlerini parçalamaya ve dağıtmaya girişmişken, aslında, zayıflatılmaya, evcilleştirilmeye, istibdadın dayanağı haline getirilmeye çalışılan, bir ülkenin adalet mekanizmasının belki de en önemli dayanağı olan savunmadır. Bu tehdit, işte o savunmanın fiilen felç olmasını, bütün avukatların duruşma salonlarında korku içinde susmasını amaçlıyor.
Onun içindir ki, hepimiz, bu düzen tarafından ezilen herkes, Şiar Rişvanoğlu’na sahip çıkmalıdır; ama en çok o parçalanmaya ve dağıtılmaya çalışılan barolar, tek tek ve toplu halde bu saldırı ve tehdide karşı meslektaşlarını savunmaya girişmelidir.
İşte adliyeler o zaman gönül rahatlığıyla şerefli avukatların sloganıyla çınlatılabilir: “Savunma susmadı, susmayacak!”

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

Düşünce Suçu(?!)na Karşı Girişim

78’ler Girişimi

Abdullah Demirbaş, Abdullah Köktürk, Adil Okay, Adile Erkan, Adnan Vural, Ahmet Aykaç, Ahmet Çoban (avukat), Ahmet Dindar (avukat), Ahmet Hulusi Kırım, Ahmet Malkoçoğlu (avukat İstanbul Barosu), Ahmet Önal, Akın Atalay (avukat), Alev Er,   Dr. Ali Ekber Doğan, Praksis Dergisi, Ali Ekber Kaypakkaya,  Ali Fuat Karaoz, Anjel Dikme, Aslı Kayhan, Attila Tuygan, Aysel Baytar, Aysun Gezen (KESK Eş Genel Başkanı), Ayten Güneşer,  Barış Can Çakır, Dr. Barkın Asal, Baskın Oran, Beyzade Sayın (Eğitim Sen 6 Nolu Üniversiteler Şubesi Başkanı), Burak Gürel, Bülent Tekin, Cengiz Arın, Cengiz Aktar, Coşkun Canıvar, D. Ali Millioğulları (ODTÜ Siyaset Bilimi Emekli Öğretim Üyesi), Devrim Şenses, Dilek Yıldız Çetinkaya, Doğan Özgüden, E. Ahmet Tonak, Ecehan Balta, Emir Ali Türkmen Editör, Ercan İpekçi, Ercan Kanar, Erdal Doğan, Eren Keskin,  Ergin Cinmen, Arş. Gör. Erkan Muniroğlu (Ankara Üniversitesi), Erol Özkoray, Ertuğrul Oruç,  Eşber Yağmurdereli, F. Ahmet Tamer, Fatime Akalın, Fatma Gök, Fethiye Çetin (avukat), Feyha Karslı, Fikret Başkaya, filiz Gül kokuer,  Fuat Özdinç, Gonca Gedikoğlu (avukat- Muğla Barosu), Gökçe Çataloluk,  Gülizar Tuncer(avukat), Gülnur Acar Savran,  Güngör Şenkal, Gürhan Ertür,  H. Habip Taşkın, Hacer Ansal,  Hakan Koçak, Hakan Tahmaz, Haldun Açıksözlü, Halil Savda, Hasan Sucu, Hasan Şükrü Dal,  Hayri Zafer Korkmaz, Hicri İzgören, Hüseyin Demirton,Hüsnü Öndül,  İnan Yılmaz (avukat), İnci Hekimoğlu, İnci Tuğsavul, İrfan Kaygısız, İshak Kocabıyık, İsmail Beşikçi,  İsmail Cem Özkan, İsmail Çoban, Jan Beth-Sawoce, Jean-Pierre Dopagne, Kadir Arıkan, Kamber Hasgül, Kemal Akkurt, Koray Düzgören, Kurtar Tanyılmaz (Devrimci Marksizm dergisi Yayın Kurulu üyesi), Kutlu Dane (Devrimci Marksizm dergisi Yayın Kurulu üyesi), Kuvvet Lordoğlu, Leman Stehn, Levent Dölek (Devrimci İşçi Partisi (DİP) Genel Başkan Yardımcısı, Dr. M. Cemil Ozansü, M. Gürsan Şenalp, Mebuse Tekay, Mehmet Bozgeyik (KESK Eş Genel Başkanı), Mehmet Türkay, Melda Yaman, Melek Zorlu, Memik Horuz, Öğr. Gör. Dr. Meryem Kurtulmuş, Metin Gülbay, Mevlüt Kaya, Murat Kuseyri, Murat Polat, Murat Turgay Hacıoğlu, Mustafa Kemal Coşkun (Devrimci Marksizm dergisi Yayın Kurulu üyesi), Mustafa Sütlaş, Mustafa Şener, Nail Karakaş (avukat), Nazar Büyüm, Necati Abay, Necip Çakır, Nejla Kurul, Nesrin Nas, Neziha Eken, Nuretin Anyig, Nurten Kırmızıgül, Onur Hamzaoğlu, Orhan Alkaya, Ömer Ayaz (avukat), Ömer Güven, Ömer Kavili, Ömer Mollaer, Özdeniz  Pektaş, Özlem Özkan, Özlem Yıldırım, Pınar Ömeroğlu, Özgür Öztürk (Devrimci Marksizm dergisi Yayın Kurulu üyesi), Ragıp Zarakolu, Ramazan Gezgin (78 Girişimi Ankara Temsilcisi), Recep Maraşlı, Sait Çetinoğlu, Selime Güzelsarı, Serdar Koçman, Sevil Turgut,  Sevinç Koçak, Sibel Özbudun, Sungur Savran, Süleyman Eryılmaz, Ş. Gürçağ Tuna, Şanar Yurdatapan, Şebnem Aktolga, Şebnem Oğuz, Şeyhi Sadi Şahin, Şükriye Ercan, Tahsin Yeşildere, Tamer Akgökçe (Avukat)Taner Bayrak, Tarık Günersel,   Tarık ziya Ekinci, Temel Demirer, Dr. Tolga Tören, Kassel Üniversitesi, Tora Pekin (avukat, İstanbul Barosu), Ümit Kaya, Veysi Sarısözen, Yasemin Dora Şeker  (Avukat), Yasemin Gülbol (avukat), Yasin Yetişgen,  Yücel Demirer, Zümray Kutlu, Ayşe sevin kırıkoğlu, Hayri Kozanoğlu, Cemal Polat, Hüseyin Gevher, İsmail Işılsoy, Oryal Uğur …



17 Ocak 2016 Pazar

ANKARA DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ BİLDİRİSİ



Türkiye toplumu, “korkutulan insanlar otoriteye sığınır” taktiği icabı, planlanan Tek Adam rejimi için gerekli kargaşaya götürülüyor.

Biz aşağıda imzası bulunanlar, Türkiye kamuoyuna şunların farkında olduğumuzu ilan ediyoruz:

1)        Erdoğan Rejimi, bizzat yarattığı bu kargaşayı bahane ederek, resmî ideoloji dışındaki farklı düşüncelerini ifade eden akademisyenler başta olmak üzere Türkiye halkına 12 Eylül’ü aratacak bir baskı asla uygulayamaz.

2)        “Hendekler ve barikatlar” denilen olay, bugünkü kargaşanın SEBEBİ değildir. Kürtlere 1919’dan bugüne kadar verilip tutulmayan sözlerin, son olarak da müzakere masasını devirmenin yarattığı hayal kırıklığının ve Kürtlere uygulanagelmiş boğucu baskının günümüz koşullarındaki SONUCUDUR.

3)        Erdoğan Rejimi bunları bahane yaparak kendi Kürt vatandaşlarını öldüremez, zulmedemez, onurlarını ayaklar altına alamaz, cenazelerini zırhlı arabaların ardından sürükleyemez, kentlerini harabeye döndüremez. 

4)        PKK ise Kürtlerin imha edilmesi politikasıyla mücadele ederken kör teröre kayarak sivillere zarar veremez, kendi halkını çaresiz bırakamaz, iktidara daha büyük baskı uygulama bahanesi yaratamaz.


Abdullah Oktay, Abdülbasit Nilüfer, Abud Can, Adnan Cangüder, Adnan

ChalmaKulhan, Adnan Genç, Adnan Levent, Ahmet Aykaç, Ahmet Çetin, Ahmet
Ece, Ahmet Öğüt, Ahmet Tercan, Akdir Acı, Akın Atauz, Alaeddin Gündüz, Ali
Çimen, Ali Fuat Karaöz, Ali Gökkaya, Alişer Aslan, Arafat Yılmaz, Arif Ali Cangı,
Attila Tuygan, Aysel Özdilek, Aysun Şimşek, Ayşe Nurhayat Üner, Ayşegül Bayraklı,
Azad Kızıl, Azat Kunur,Aziz Tunç, Azize Ayık, Baskın Oran, Baver Meygil, Betül
Karakaş, Birgül Turan, Bora Kılıç, Bozkurt Kemal Yücel, Burhan Yıldız, Bülent
Demirkaya, Bülent Tekin, Cane Çelik, Cebrail Dolaşan, Cemal Ağırbaş, Cemil
Demircan, Cemile Uyan,Cennet Bilek, Cesur Vuran, Cevdet Albayrak, Coşkun
Abik, Cumali Uyan, Dalyan Ertaş, Deniz Aslan, Deniz Ürkmez, Dilan Bukebuğraç,
Diyar Onar , Dursun Kahraman, Duygu Dalar, Edip Balık, Eflan Topaloğlu, Elif
Elvan Uluutku, Elif Nur Arı, Emin Keşmer, Emine Şakar, Emine Yaldız, Emrah Aktaş,
Emrah Bumin, Ercan İpekçi, Erdal Doğan, Erdal Yıldırım, Erdoğan Aydın, Ergun
Kuzenk, Ergün Evrensel, Erhan Demir,Erkan Arslan, Erol Özkoray, Ersoy Yıldırım,
Ertuğrul Atagün, Esra Akdağ, Eşref Mumcu, Eyüp İlban, Fadime Koca, Faruk
Yalçınkaya, Fatime Akalın, Fatma Dikmen, Ferda Fahrioğlu Akın, Ferdan Ergut,
Ferhat Dağdelen, Ferit Karabulut, Fevzi Bor , Feza Tunç, Fırat Güneş, Fırat
Telermen, Fikret Başkaya, Fikri Shakho, Fuat Çelik, Gabriel Oussi, Galip Arı,
GarbisHatemo, Garo Kaprielyan, Genim Renas, Gökhan Aksay, Gökhan Kaya, Gül
Gökbulut, Gülcan Koçer, Gülderen Alaca, Güler Elgin, Güler Önal, Gün Zileli,
Günay Mutlucan Pesen, Güngör Sürmeli, Güngör Şenkal, Hakan İdiz, Hakkı Aksak,
Haldun Açıksözlü, Halil Poyrazlı, Halil Savda, Hamdullah Sayılır, Hanifi Kılıç, Hanna
Beth-Sawoce, Hasan Burgucuoğlu, Hasan Cemal, Hasan Zeydan, Haşim Kırmızı,
Haydar Altan, Hazal Mazdar, Hovsep Hayreni, Hülya Tarman, Hüseyin Habip
Taşkın, Hüseyin Karakuş , Hüseyin Uğur, Işıl Toksöz , İbrahim Seven, Yurtsever, İlyas Canan, İrfan Palalı, İsmail Cem Özkan, İsmail Fırtına, İsmail
Özşahin, İsmail Şen, Kadir Cangızbay, Kadriye Barsamian, Kamil Aksoylu, Kazım
Genç, Kazım Kalo Altun, Kazım Koç , Kemal Bayram, Kemal Sonbay, Kenan Yılmaz,
Lale Dilligil, Leman Çakır, Leyla Önde, Lezgin Güngörmüş, M. Yasin, Mahir Can,
Mahmut Cantekin, Mahmut Konuk, Mazlum Karaağaç, MebuseTekay, Mehmet Ali
Önen, Mehmet Ali Öter, Mehmet Apaydın, Mehmet Aydoğdu, Mehmet Aydoğdu,
Mehmet Emin Gökçe, Mehmet Ergün Işıldar, Mehmet Hanefi Şaştım, Mehmet
Murat Mızrak, Mehmet Torgut, Mehmet Uluışık,Melek Nuryüz, Memik Horuz,
Menevşe Deprem-Hennen, Meral Saraç Seven, Meryem Ayık, Mesut Gerez,
Muhammet Fatih Yavuz, Murat Kuseyri,Murat Paker, Murat Toprak, Mustafa Cabbar
Özbay, Mustafa İren, Mustafa Kanat, Mustafa Sevinç, Mustafa Sütlaş, Mustafa
Taycur, Mücahit Yeşilkaya, Mükerrem Peyker, Mürsel Doğru, Müslüm Çelik, Müslüm
Saraçoğlu, Nadya Uygun, Necati Abay, Necmiye Alpay, Nesim Aslan, Nesrin
Korkusuz, Nesrin Nas, Nevin Gözcan, Nidal Hawari, Nihat Baloş, Nihat Nayman,
Nur Sürer, Nurhan Çetinkaya, Oktay Etiman, Orhan Ateş, Orhan Çokan, Orhan
Duyan, Orhan Melek Karlı, Orhan Oğuz, Orhan Tutuk, Özcan Altundal, Özcan
Metin, Özcan Soysal, Özgün Yüce, Pınar Ömeroğlu, Rabia Mine, Raffi A. Hermon,
Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı, Reşat Taştan, Rıdvan Dağ, Rıdvan Hatim,
Ruhat Demir, Rüstem Ayral, Sabri Yıldız, Sait Çetinoğlu, Sait Eser, Salih Yıldız,
Sebahat Kaya, Seda Polat, Sennur Baybuğa, Serdar Koçman, Serhat Alpar,
Serhat Bakal, Serhat Salman, Seyfettin Yanık, Sibel Yıldırım, Sinan Canlı, Sinan
Koyuncu, Songül Gürbüz, Suzan Samancı, Şanar Yurdatapan, Şengül Kızılırmak,
Şeyh Mehmet Kulaksız, Tenzile Kapçak, Teymur Saldıran, Tuncay Ayaz, Tuncer
Gezgen, Tülay Karacaörenli, Ubeydullah Er, Uğur Sertaç Tunç, Vahan Altıparmak,
Vedat Kaya, Veysel Çelik, Vicdan Tarakçı, Yalçın Erdoğan, Yasin Kaplan, Yavuz
Atan, Yavuz Kavuş, Yener Orkunoğlu,Yeşim Keleş, Yılmaz Demir, Yusuf Ceylan,
Yusuf Sait Önder, Yusuf Taş, Zeki Kırımcı,Zenan Deli, Zerevan Düz, Zeynep
Tozduman, Zeynep Yıldırım,

Abdülcelil Deniz, Alaattin Karatay, Ali Rıza Demir, Arife Ayten, Arzu Akdaş, Bahar Açar, Beyhan Kaya, Cabbar Özbay,  Doğan Kaya, Ersin Akın, Faik Elçin, Fatma Gümüş, Faysal Aytun, Göknur Kayhan, Gönül İnaç, Hacı Arak, Hazin Tozun, Hüsnü Koçoğlu, İlhan Demirden,  Kemal Gül, Kerim Yıldırım, Mahmut Solmaz, Mehmet Reşit Taş, Mehmet Toz, Muhammet Balmış, Murat Polat, Musa Akyurt, Mustafa Atıcı, Mustafa Ekinci,  Mustafa Hazar, Niko Özbek, Nüpelda Çetin, Ökkeş Hiddet Barış, Ömer Güçer, Özlem Çakmak, Reyhan Çapan, Sedat Acar, Selman Arslan, Sercan Atılgan, Serhat Özdemir, Serkan Esmer, Songül Kuşu, Şehmuz Doğan, Şiho Şahan, Taner Bayrak, Vedat Altındağ, Yaman Yurt, Yücel Altıntaş, Cesim Taş, Ercan Yıldırım, Erol Bakır Eşref Köysu, Fatoş Akdemir,  Jean Pierre Dopagne,  Kayhan Dinçer, Mahmut Aslan,  Mehmet ali Güngör, Mehmet Seyhan,  Nejla Encü,  Ramazan İmren, Recep Taşdemir, Ahmet Yıldırım, Ayfer Yılmaz, Buket  Karabil, Bünyamin Başer, Cumali Uyan,  Diyadin Fırat, Erdal Yıldırım, Esin Ökmen, Fuat Turkan, Güngör Sürmeli,  H. Çetinkaya, Hacı Olukman, Halis Erbilek, Hamdullah Kaya, Hüseyin Aksoy, Hüseyin Çakır, İsmail Şen, Kerime Pala, Nazime Aktuna, Önder Ateş, Önder Bulut, Rojhat Düz, Saadet Karabulut, Selma Özsoy, Serpil Hancı, Sultan Aktepe,Süleyman Güler, Ümit Kaya Zuhal Erel, Zülfiye Gülsültür,
 
 

 
 
...

 


Destek için İmza Formu



        

27 Kasım 2015 Cuma

Can Dündar ve Erdem Gül bu toplumun vicdanıdır!

Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül, MİT tırlarıyla ilgili yalanı teşhir ettikleri, gerçeği açığa çıkardıkları için tutuklandılar. Asıl yapmaları gerekeni yaptıkları, misyonlarının ve varlık nedenlerinin gereğini yaptıkları için cezalandırılıyorlar. Dolayısıyla, bu tutuklamanın hakla, hukukla, asgari adalet nosyonuyla, akılla, mantıkla, îzanla uzaktan ve yakından bir ilgisi yoktur. Bağnazlığın, küstahlığın, yaptım-oldu aymazlığının son tezahürüdür.

Bu tutuklama, rejimin asgari hukuk ve adalet kavramlarıyla da bir ilgisinin kalmadığını gösteriyor. Şimdilerde tam bir parti-devlet'e dönüşmüş olan AKP iktidarı, genel olarak düşünce (ifade) özgürlüğüne ve özel olarak da basın özgürlüğüne düşmanlığını ve tahammülsüzlüğünü bir defa daha göstermiş bulunuyor. Unutmamak gerekir ki, ifade (düşünce) özgürlüğü tüm özgürlüklerin anasıdır ve basın özgürlüğü de ifade özgürlüğünün realize olmasıdır.


Başta basın emekçisi meslektaşları olmak üzere, özgürlük, eşitlik ve demokrasi diye bir kaygısı olan, haysiyet bilincine sahip olan herkesin bu haksız saldırı karşısında seslerini yükseltmeleri, Can Dündar ve Erdem Gül'e sahip çıkmaları gerekiyor. Unutmamak gerekir ki, bu bir haysiyet sınavıdır... Ve zamanında seslerini yükseltmeyenlerin seslerinin ilelebet kesilmesi kaçınılmazdır...


Biz aşağıda imzaları bulunan Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi üyeleri, aydınlar ve sanatçılar, bu haksızlığı/hukuksuzluğu şiddetle kınıyor, Can Dündar ve Erdem Gül'ün ve benzer nedenler ve gerekçelerle halen cezaevlerinde bulunan tüm basın emekçilerinin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz... Ve daha geç olmadan herkesi bu konuda bir şeyler yapmaya, ayağa kalkmaya davet ediyoruz...


Saygılarımızla....

 Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

-------------------------------------------------------------------------


Abut Can  Adil Okay  Adnan Caymaz  Ahmet Hulusi Kırım  Alev Er  Ali Gökkaya  Atilla Dirim  Attila Tuygan   Ayşegül Doğanay  Aziz Küçük  Aziz Tunç  Bora Kılıç  Ceyhan Suvari  David Barsamian  Doğan Özgüden  Emin Kaya   Emrah Cilasun  Emre Kocaoğlu  Erdal Yıldırım  Eren Keskin  Ergun Kuzenk  Erkan Metin  Erol Yeşilyurt  Faik Bulut  Fatma Dikmen  Fatmagül Berktay  Ferdan Ergut  Feyyaz Kerimo  Fikret Başkaya   Garbis Hatemo  Gül Gökbulut  Güngör Şenkal  Güven Gürkan Öztan  Hacı Orman  Hakan Yücel  Haldun Açıksözlü  Hasan Zeydan   Hatice Çevik  Ira Tzourou  İbrahim Seven  İnan Gedik  İnci Tuğsavul  İsmail Beşikçi  Kadir Akın  Kadir Cangızbay  Kadriye Barsamian   Kemal Akkurt   Kuvvet Lordoğlu  Mahmut Konuk  Mehmet Ördekçi  Mehmet Özer  Mehmet Uluışık  Meral Saraç Seven  Murad Ekmekçioğlu  Murad Mıhçı  Muzaffer Erdoğdu  Nuray Çevirmen  Oktay Etiman  Osman Kuyumcu  Özcan Metin  Pınar Ömeroğlu  Raffi Hermonn Araks  Ragıp Zarakolu  Ramazan Gezgin  Sait Çetinoğlu  Selim Şamiloğlu Sennur Baybuğa  Şanar Yurdatapan  Şiar Rişvanoğlu  Tuma Çelik  Yalçın Ergündoğan  Yusuf Bulut  Yusuf Haddadoğlu  Suzan Samancı  Esra Çiftçi  Habip Taşkın Ömer Faruk Eminağaoğlu  Gün Zileli  Selina Doğan  Bülent Tekin Erol Önderoğlu  Mehmet Emin Aktar  Bozkurt Kemal Yücel  Cengiz Aktar  Necdet Kılıç  Onur Hamzaoğlu  Volkan Düzenli  Rabia Mine  Ali Kılıç Erdal Doğan  Akın Birdal  Zeynep Tozduman  Recep Maraşlı  Elif Yıldırım Erol Özkoray Necati Abay Abdullah Nefes Doğan Akhanlı Hasan Gürelliler Kazım Gümüş Ahmet Aykaç Babür Pınar Gençay Gürsoy Raşit Kaya Ergün Sönmez Tuğrul Artunkal Halime Kaya Şeref Muş Zübeyde Kılıç Ercan Kanar Baskın Oran Temel Demirer Sibel Özbudun Mihail Vasiliadis Hale Bolak Hovsep Hayreni Hicri İzgören Garabet Orunöz Nadya Uygun Ferhat Kentel Hasan Cemal Tahsin Yeşildere Ahmet Abakay Erkam Tufan Aytav Işık Yenersu Yener Orkunoğlu Hüseyin Ergun Ali Rıza Yurtsever Rüstem Ayral Hacı Tonak  Canol Kocagöz  Hasan Koç Semra Somersan Anjel Dikme Emrullah Uslu  Elif Yıldırım Bedros Dağlıyan Ercan İpekçi Homur mizah ve karikatür grubu

.....
           
 


Destek için İmza Formu



        

30 Ekim 2015 Cuma

Zulmün artsın ki sonun çabuk gelsin!


T. Erdoğan Rejimi, Gezi’den bu yana giriştiği bunca hukuksuzluğa ve mezalime ek olarak, şimdi de hiçbir yargılama olmadan, tek bir Sulh Ceza hakiminin imzasıyla İpek-Koza’ya ait şirketlere gaz bombası ve basınçlı su eşliğinde el koymuştur.

Bu, korkunun ve çaresizliğin zorladığı, sonunda bedeli vatandaşın cebinden ödenecek bir çıldırma halidir.

Bütün amaç, 17-25 Aralık rezaletini örtebilmek için tüm eleştirel kanalların ve gazetelerin fişini çekmektir.

10 Ekim Ankara saldırısını Türkiye’ye IŞİD değil PKK saldırısı olarak yutturmayı becerebilir de 1 Kasım seçimlerinde puanını artırırsa, 1 Kasım’dan sonra sıra diğer muhalefet odaklarına gelecektir.

Bu sıra resmen ilan da edilmiştir: Cumhuriyet, Taraf, Sözcü ve Doğan Medya.

Anadolu insanı bunu “bugün sana yarın bana” diyebilir.

İktidar bağımlısı olmayan medyaya uygulanan bu gaspın ardından, seçimlere çeyrek kala söylenecek tek şu Anadolu deyişi kalmıştır:

Zulmün artsın ki sonun çabuk gelsin”.

Erdoğan yönetimini 1 Kasım’da Türkiye’den temizlemeye söz veriyoruz.  Yetti artık!

 

A. Hicri İzgören

Abut Can

Adil Okay

Adnan Chalma Kulhan

Ahmet Abakay

Ahmet Aykaç

Akın Birdal

Alev Er

Ali Akay

Ali Kılıç

Altan Açıkdilli

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

Arasöz Sanat ve Politika Dergisi

Atilla Dirim

Attila Tuygan

Aysel Baytar Önsel

Ayşe Günaysu

Ayşegül Doğanay

Aziz Tunç

Babür Pınar

Baskın Oran

Betül Koca

Birgül Turan

Bora Kılıç

Bülent Tekin

Bülent Uluer

Büşra Ersanlı

Ceyda Karan

Demir Küçükaydın

Derya Yetişgen,

Dogan Özgüden

Eflan Topaloğlu

Elçin Arabacı

Elif Yıldırım

Emin Kaya

Emre Kocaoğlu

Emrullah Uslu

Ercan İpekçi

Ercan Kanar

Erdal Boyoğlu

Erdal Doğan

Ergun Kuzenk

Erkan Metin

Esra Çiftçi

Fahri Aral

Fatin Kanat

Fatma Dikmen

Ferhan Umruk

Feyyaz Kerimo

Fikret Başkaya

Fusun Erdoğan

Garbis Hatemo

Gençay Gürsoy

Gün Zileli

Güngör Şenkal

Hacı Orman

Haldun Açıközlü

Hanife B. Türkseven

Hanna Beth-Sawoce

Hasan Burgucuoğlu

Hasan Cemal

Hasan Kaya,

Hasan Oğuz,

 Hurşit Kaşıkkırmaz

Hüseyin Alataş,

Hüseyin Habip Taşkın

Inci Tugsavul

İbrahim Seven

İhsan Yılmaz

İnan Gedik

Kadir Akın

Kadir Cangızbay

Kamil Aksoylu

Kayuş Çalıkman Gavrilof

Kazım Genç

Kemal Akkurt

Kenan Araz

Koray Çalışkan

Leyla Çelik

Mahir Sayın

Mahmut Cantekin

Mahmut Konuk

Mehmet Demirok,

Mehmet Erkek,

Mehmet Ördekçi

Mehmet Özer

Mehmet Uluışık

Mehmet Yılmaz

Mehveş Evin

Melek Taylan Ulagay

Memik Horuz

Meral Saraç Seven

Metin Yoksu

Metin Gülbay

Mihail Vasiliadis

Murad Mıhçı

Murat Kuseyri

Murat Utkucu

Mustafa Yetişgen

Muzaffer Erdoğdu

N. Mehmet Güler

Nadya Uygun

Necati Abay

Necmettin Salaz

Nivart Bakırcıoğlu

Oktay Etiman

Osman Özarslan

Osman Kuyumcu

Özcan Metin

Özcan Sapan

Pınar Ömeroğlu

Rabia Mine

Raffi A. Hermon

Ragıp Zarakolu

Ramazan Gezgin

Recep Maraşlı

Rıdvan Bilek,

Rustem Ayral

Sabri Atmam

Sait Çetinoğlu

Salim Turgut

Sami Evren

Sarphan Uzunoğlu

Selcuk Gultasli

Selçuk Şahin Polat

Serdar Koçman

Sezai Sarıoğlu

Shabo Boyacı

Suzan Samancı

Şanar Yurdatapan

Tarık Günersel

Temel İskit

Tuma Çelik

Türkan Balaban

Yalçın Ergündoğan

Yasin Yetişgen,

Yavuz Baydar

Yusuf Haddadoğlu
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Mehmet Tursun
Baran Tursun Vakfı
 

7 Ekim 2015 Çarşamba

Nurtopu gibi bir 301’imiz daha oldu: TCK 299

  
299 3

Günümüz hukuk devletlerinde, kişiye hakaret suçlarının ceza hukuku kapsamından çıkartılarak haksız fiil olarak düzenlenmesi ve özel hukuk yaptırımlarına konu olması yeterli görülüyor.
Oysa Türkiye tersine gidiyor. Çok yakın geçmişimizde sayısız zulüm yapmış olan TCK 301 uygulaması şimdi de TCK 299’la hortlatılmış vaziyette. Çok daha güçlü biçimde.
Hrant’ı da vuran 301’in son biçiminde Türk Milleti’ni vs. aşağılamaya 6 ay ile 2 yıl hapis veriliyordu. TCK 299 ise “cumhurbaşkanına hakaret” suçunu normal vatandaşa hakaretin ötesine geçerek 1 ila 4 yıl hapis veriyor. Suçun alenen işlenmesi halinde ceza 1/6 oranında artırılıyor. Tabii, ceza davasının ardından her seferinde açılan bir de hukuk davası sonucu yüklü para cezası.
***
Bitmedi. 301 çok büyük eleştirilere uğrayınca, soruşturma açabilmek için savcıya adalet bakanından izin alma getirildi. Bu, ifade özgürlüğü için bir tür garantiydi. Adalet bakanı, büyük gürültü koparacak davalarda izin vermeyebilirdi; Azınlık Raporu davasında olduğu gibi. 299’da ise savcı bütün soruşturmayı tamamlamıştır, gerekirse kişiyi tutuklatmıştır, dava açmak için kovuşturma izni alıyor. Bu durumda kişi, izin müessesesinin kısmi koruyuculuğundan da yoksun kalıyor.
Ama asıl ilginç olan, aynen terör suçlarında olduğu gibi, Erdoğan’ın HSYK’de yaptırdığı değişiklikler marifetiyle atanan sulh ceza yargıçlarının kişiyi dava sürerken tutuklaması. Lise öğrencileri dahil.
Yani TCK 299’nin temel işlevi, aynen 301 gibi, muhalifleri yıldırmak/sindirmek. Ama bu sefer amaç Türklüğü korumak değil, Erdoğan’ın Tek Adam projesini korumak.
Nitekim, eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 7 yıllık döneminde 545 dava açıldığı halde 299’dan hiç kimse tutuklanmamışken, Erdoğan’ın 1 yılı anca bulan döneminde 282 kişi hakkında soruşturma açıldı, aralarında çocukların da bulunduğu 14 kişi tutuklandı.
***
Oysa TCK 299 diye bir madde yoktur, çünkü Anayasa md. 90/5 tarafından zımnen ilga edilmiştir. Şöyle ki:
1) Avrupa ülkelerinin hiçbirinde “cumhurbaşkanına hakaret” diye ayrı bir suç yoktur. Cumhurbaşkanlarını hakaret konusunda “normal” vatandaşlardan daha fazla koruyan tüm ceza hükümleri, AİHM’nin kesin içtihadına göre, AİHS Md. 10’a (ifade özgürlüğü) aykırıdır. Türkiye, AİHM’nin zorunlu yargı yetkisini Ocak 1987’de kabul etmiştir.
2)R. T. Erdoğan’ın başbakan olduğu Mayıs 2004’te getirilen TC Anayasası Md. 90/5, Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler alanındaki uluslararası taahhütlerinin, aynı konudaki ulusal yasalardan üstün olmasını öngörmektedir.
3) Bu nedenle, açıkça ilga edilmemiş olmasına rağmen ulusal yasa TCK Md. 299, Türkiye’nin uluslararası taahhütlerine aykırı olmak nedeniyle Anayasa Md. 90/5 tarafından zımnen ilga edilmiştir.
Yargıçlarımız, Anayasa Md. 90/5’e aykırı olan bir ceza hükmünü uygulamaktadırlar.
R. T. Erdoğan’ın, bütün hakların anası olan ifade özgürlüğünü katletmek için kullandığı bu hüküm, AKP’nin yandaşı olmayan herkesi her an vurmaya hazır bir Demokles Kılıcı görevi yapmaktadır.
Buna karşı çıkmak şu anda hepimizin acil görevi haline gelmiştir. 
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

A. Hicri İzgören Abud Can Adil Okay Adnan Challma Kulhan Adnan Genç Ahmet Abakay AHMET AYKAÇ Ahmet Hulusi Kırım Ahmet Kardam Akın Atauz Akın Birdal Alev Er Ali Akay Ali Gökkaya Ali Kılıç Altan Açıkdilli Atilla Çetiner Atilla Dirim Attila Tuygan Ayşe Günaysu Aziz Çelik Aziz Gökdemir Babür Pınar Baran Tursun Vakfı Baskın Oran Bayram Balcı Bedros Dağlıyan Bektaş Meral Birgül Turan Bozkurt Kemal Yücel Bülent Keneş Bülent Tekin Bülent Uluer Büşra Ersanlı Cemil Gündoğan Cengiz Aktar Cengiz Çandar Ceyhan Suvari David Vergili Demir Küçükaydın Derya Yetişgen Dikran Kasparyan Doğan Özgüden Doğu Ergil Eflan Topaloğlu Elçin Arabacı Elif Yıldırım Emin Kaya Emrah Cilasun Emre Kocaoğlu Ercan İpekçi Ercan Kanar Erdal Doğan Erdal Yıldırım Ergun kuzenk Erkam Tufan Aytav Erkan Polat Erol Önderoğlu Erol Özkoray Erol Yeşilyurt Ersin Kalaycıoğlu Ersin Salman Ertuğrul Günay Fatma Dikmen Ferdan Ergut Ferhat Kentel Fikret Başkaya Garbis Hatemo Gençay Gürsoy Gül Gökbulut, Gün Zileli Günay Aslan Güngör Şenkal Hacı Orman Hakan Yücel Haldun Açıksözlü Hale Bolak, Hanife Türkseven Hanna Beth- Sawoce Hasan Burgucuoğlu Hasan Cemal Hasan Fırat Hasan Kaya Hasan Oğuz Hasan Zeydan Hatice Çevik Hüriye Şahin Hüsnü Öndül Ira Tzourou İbrahim Seven İnan Gedik İnci Hekimoğlu İnci Tuğsavul İrfan Akalp İsmail Beşikçi İsmail Cem Özkan Kadir Akın Kadriye Ünlü Kayuş Çalıkman Gavrilof Kazım Genç Kemal Akkurt Kermo Reada Koray Düzgören Kuvvet Lordoğlu Mahir Sayın Mahmut Cantekin Mahmut Konuk Mehmet Demirok Mehmet Erkek Mehmet Tursun Mehmet Uluışık Mehmet Yılmaz Melek Ulagay Taylan Memik Horuz Meral Saraç Seven Mesut Tufan Mihail Vasiliadis Murad Mıhçı Murat Utkucu Mustafa Sütlaş Mustafa Yetişgen Muzaffer Erdoğdu N. Mehmet Güler Nadya Uygun Necati Abay Necmettin Salaz Necmiye Alpay Nesrin Korkusuz Nesrin Nas Neşe Erdilek Nivart Bakırcıoğlu Ohannis Conkar Oktay Etiman Oya Tronsckoff Ömer Faruk Eminağaoğlu Özcan Metin Özcan Sapan Özcan Soysal Perihan Bolat Pınar Ömeroğlu Rabia Mine Ragıp Zarakolu Ramazan Gezgin Recep Maraşlı Rıdvan Bilek Rukiye Turan Sabri Atman Sait Çetinoğlu Samim Akgönül Selina Doğan Sennur Baybuğa Serdar Koçman Serkan Engin Sezai Sarıoğlu Shabo Boyacı Sinan Çiftyürek Sungur Savran Şanar Yurdatapan Şiar Rişvanoğlu Tahsin Yeşildere Tamar Çıtak Tamer Çilingir Taner Akçam Tarhan Erdem Tayfun İşçi Tuma Çelik Türkan Balaban Ufuk Uras Yalçın Ergündoğan Yasemin Çongar Yasin Yetişgen Yavuz Baydar Yılmaz Demir Yusuf Haddaoğlu Yücel Sayman Zeynep Tanbay, Şahika Yüksel, Raşit Tükel,Ozan Erözden, Ayşe Erzan, Celal Yıldırım, Begüm Özkaynak ...